22 Aralık 2008 Pazartesi

Kendimle başbaşa...

Son on gündür özellikle enerjimin dağılmasına sebep olan pek çok olay gelişti. Bugüne kadar istediğim ve ihtiyacım olduğunu düşündüğüm şeyleri elde ettim. Bir prestij meselesi gibi gördüğüm şeyler artık elimde.

Ama ihtiyacım olanın bu olmadığını anlayabiliyorum şu anda.

Aradan geçen zamanda, özellikle son bir yıla o kadar çok değişimi sığdırdım ki, geçen sene bu zamanlar hırsla sarıldığım ve istediğim şeyleri bu kadar isteme sebebimin sadece egomdaki eksik taşı yerine koymaya yarayacağını bugün rahatça anlıyorum; o gün anlayamadığım kadar rahat.

Şu an egomu normal düzeyde tutmaya çalışıyorum. Bazen gözlerimin ötesinde görüyorum. Aslında diğer insanları da kendim gibi bildiğim için olsa gerek, benim gördüğümü başkasının görmemesini/anlayamamasını uzunca bir süre tahayyül bile edemiyorum. Ama dünyanın düzeni böyle işliyor. Bazıları görüyor, hissediyor, çözüyor. Bazıları ise kör.

İnsan ilişkilerinin nasıl kör-topal ilerlediğini bilen bir insan olarak kendimi korumaya almak için, bir alan ayırdım kendime. Suskunluğum, düşüncelerim ve hayallerimden oluşan bir dünyam var. Bazen bunları tuşlara döküyorum, bazen sadece hayal ediyor ve uyuyorum.

Genel olarak hayatımın başkaları tarafından işgal edilmesinden hoşlanmıyorum artık. Çünkü sosyal olmak bu değil. Sosyallik bir durumdur, ama kendisiyle ilişkisini oturtmuş insanlar için bir durumdur. Kendisini tanımayan, bazı hareketlerinin anlamını bazen kendinin bilmediği yarım bir benlikle oradan oraya savrulan insanların devamlı bir yerlerde bir şeyler konuşması, yapması, devamlı insanlara "maruz kalması" sosyallik değildir. Sosyal olma ihtiyacı, kendisini anlayan birinin rasyonel düşünce çekirdeğinden uzaklaşmadan merkeze biraz mesafeli bir yörünge bulma ihtiyacıdır.

Son zamanlarda insanlara kendi isteğimin dışında maruz kalmam ve bazılarından gereğinden fazla etkilenmem, kendimle ilişkimin karmaşıklaşmasına sebep oluyor açıkçası. Bilirsiniz, bazı eksikleriniz vardır. Giyside yamanacak bir yer gibi diyelim. Ama ihtiyacınız olan, tek bir tür kumaşta tek bir renktir. Başka türlüsü ne içinize sinecek, ne deliği kapatacaktır.

Kendimle barış haline yeniden geçmek için suskunluğuma geri dönmeyi deneyeceğim. Deneyeceğim diyorum, çünkü ne istediğimi tam olarak anlamakta zorlandığımı söylersem ne yalan söylemiş, ne de abartmış olurum.

Kendimle anlaştığım konu eksik hissettiğim şeyler. Bunların ne olduğunu beni tanıyanlar bilebilir. Çok sık olmamakla birlikte hayıflanmaktan kendimi alamadığım anlar oluyor. Zaman koşarak geçiyor ve kendimi anlayamadığım her an kayıp benim için. Şu ara eksiklikleri benim tek başıma kapatamayacağımı kendime anlatmam lazım. Böylece sebat ve tevekkül konusunda uzlaşabileceğimi düşünüyorum. Hezeyana kapılıp, sakinliğimi kaybetmek istemiyorum.

Son zamanlarda ektiğim tüm arkadaşlarımdan, söylemek istediklerimi hiç söylemediğim insanlardan özür dilemek istiyorum ama bunu bile beceremiyorum. Çünkü çözülmeyi bekleyen meselelerim var içimde. Ve bunu kimseyle konuşarak yapamayacağım aşikar.

Hiç yorum yok: