İçimin bu kadar rahat olduğu çok ender görülmüştür. Hep içimde huzursuz bir kadın tarafından dürtüldüğümü varsayıyorum. En düzgün şeyde bile beni rahat bırakmayan, temkinli olmaya çalışırken ikircikli olan bir “şey” tarafından dürtülüyorum çoğunlukla.
Ama bugün çok rahatım.
Neden bilmiyorum.
Gerçi şu anda gerçek konunun etrafında dolaşıp durmamın nedenini açıklamam mümkün değil.
Gerçek konu pek çok insanın rahatını kaçıracak sanırım.
En azından okuyup da kendilerini yoklayacak bazı kişileri rahatsız edeceğini tahmin ediyorum.
Keşke bu satırlarım dünyadaki milyarlara ulaşacak olsa…
Beni kader eseri okuyacak kişi, sözüm sana:
Kendini tanı, içinde gez.
Kendinle konuş, ne istediğini öğren.
Doyum noktanı keşfet.
İhtiyacın ile isteğini ayırmayı öğren.
Kapasiteni keşfet, aklındaki “sen” ile uyuşmazsan korkma.
Kendini zorla, kapasite artırılabilir bir şeydir çoğunlukla.
Oku, bilgi edin.
Doğaya yakın ol, toprağın annemiz olduğuna dair inancı asla yitirme.
Tanrı’ya seslen ve orada bırak o sesi. Duyulacak ve bir cevap gelecektir mutlaka…
Çabalamak güzeldir, ama her şeyi mahvedebilir de… Ölçüleri doğru al, kararında çaba
göster.
Kendini korumak için açık olman yeter, bunu unutma:
Saklayacak bir şeyi olmayan insanlara zarar vermek zordur.
Doğallık, samimiyet ve açık sözlülük bu dünyadaki en güçlü silahlardır.
Kalbini aç, çıkarların sadece kendinden olsun.
Çıkarları için insanlara yaklaşmayanların şansı yüksektir, çünkü karşıdaki de aptal değildir.
Yalan yanlış eksenlere oturtulmuş, kendiyle barışık olmayan, doyumsuz, geçimsiz, huysuz bir ırk oldu insanoğlu.
Doğanın dengesini bozup Tanrı’yı oynuyor.
Soyumuz tükenecek!
Tükenmeden evvel düzeltin kendinizi; hiç olmazsa bu kadarcık iyiliğiniz dokunsun dünyaya.
Kendimi tarttım, büyümesi gereken yerleri bilgiyle besledim; buna karşın içimde güzel küçük bir çocuk var.
Ne istediğimi biliyorum.
Çünkü verebileceklerimin farkındayım.
Evet, anlaşılmakta güçlük çekiyorum.
Çoğu kişi beni aşırı olmakla itham ediyor.
Ben aşırı değil, yoğunum. İkisi arasında fark var.
Elle tutulabilecek kadar gerçek bir karaktere sahibim: kapasitemin farkındayım ve besliyorum devamlı.
Bunu borçlu olduğum geçmişimle barışığım;
Hatalarımla bile.
Bugün ne istediğimi biliyorsam, sahip olmadığım için üzülüyorsam bu sadece benim kabahatim olamaz!
Ben kendimi açıyorum, görünüyorum.
Ve istediğim şeyi söylüyorum “Seni –mutlu etmek- istiyorum” diyebiliyorum mesela.
Ve bunun kabahat olduğunu düşünmüyorum.
Şimdi sıra sizde.
Dönün kendi içinize ve aynalarla dolu mağaranıza taşlarla saldırın.
Duvarlarınızdaki resimlere bakın.
Kendinize bakın!