19 Ekim 2012 Cuma
Kendime Notlar: Keşif Gezisi
Kendimle son birkaç gündür daha fazla konuşuyorum. Birkaç sene öncesine göre çok daha az konuşuyorum ama hiç olmamasından iyidir.
Mantığım ile kalbim hep ayrı şeyler söylüyorlar bana. İkisini uzlaştırmak biraz zor. Denemeye devam edebilirim elbette ama duygusallığımı kontrol etmek güç.
-Sanırım insan herşeyden önce iyi bir dost olmalı. Sağlam bir dostluk pek çok şeyi bertaraf edebilir. İnsanların mutluluğunu maksimize eden yakın dost sayısı 3. 3'ten sonra mutluluk azalmaya başlıyormuş.
-Dürüstlük çok önemli: kendine karşı önce, sonra başkalarına karşı. Verilen söze sadık kalmak ve mümkün olduğunca nazik bir açıksözlülük şu an insanların gerçekten uzak olduğu şeyler. Ve ihtiyaç duyulan şey bu.
-Kendine gerçek anlamda yetebilmenin ne olduğunu çok bildiğimi(zi) düşünmüyorum. O nedenle başkalarına ya fazlasıyla bağımlıyız yahut fazlasıyla umursamaz bir tutumumuz var.
-Kişileri yargılama kriterlerimiz değişti. Yargılamaya hakkımız olmadığını hatırlayamıyoruz. Yargılıyoruz ancak artık insani sebeplerle değil fiziki durum ve objelerle değerlendiriyoruz. Giyim, sahip olunan cihaz, konut ve araba kişisel bir prestij aracı olmuş durumda. Bu bizim o insanlarla ilgili kararlarımızı etkiliyor ve itiraf etmeliyim ki insanın varoluşu için utanılacak bir durumdur.
-Karar alma mekanizmamız ya çalışmıyor ya da aksak çalışıyor. Aldığımız kararların arkasında durmakta zorlanıyoruz.
-Tarafsızlık önemli bir ayrıntıdır. İnsanları önyargıya dayanarak ayırmamamız, hatta bizimle doğrudan ilişkili olmayan durumlarda tarafsız ve önyargılardan mümkün mertebe uzak bir tutum sergilememiz gerekir.
-İyilik yapmanın güzelliğini unutuyoruz. Karşılıksız bir şeyler yapmanın neredeyse suç sayıldığı bir devre denk düşüyor hayatımız ama bir insanın küçücük de olsa gülümsemesini sağlamak çok önemli bir tatmin aracıdır. Tanıdığımız veya tanımadığımız insanlara küçük iyilikler yapmak gerek.
-Kendimizi sevmek önemli ama kendimizi tanımak, değişen yönlerimizi neden değiştiğine dair fikir edinerek izlemek yani kendimizin farkında olmak çok ama çok önemli. Kendimizi yargıladığımızı ve daha fenası başkalarının, dış dünyanın yargı sistemiyle değerlendirdiğimizi düşünüyorum. Böyle olunca elimizde iPhone 4 olmayınca içimizin burkulmasının başka açıklaması olabilir mi? Ya da şöyle sormalıyım belki: kendimizi televizyondaki aşırı zayıf ve güzel kadınlar gibi olmadığımız için içten içe kabul edemememiz tuhaf değil mi?
-Bu bağlamda değişmek konusunda farkındalık yaşamak gerekiyor. Neden ve ne şekilde değiştiğimizi bilmezsek rotasız gemi gibi oluruz. Şu anda bizi pek çok rotaya çekebilecek onlarca etkenle karşılaşabileceğimiz bir ortamda yaşıyoruz/çalışıyoruz. O nedenle bu farkındalığı hiç bırakmadan otomatik olarak çalışacak şekilde benimsememiz gerekiyor.
Bütün bunlara karşın hala dibi grdüğüm zamanların olması ironik. Benim de bilincimi kaybettiğim ve akıntıya kapıldığım zamanlar oluyor demek ki. Yine de kendimle konuşmayı bırakmamak iyi bir adım gibi sanki. Göreceğiz.
.O
Durup bir an nefes almam lazım.
O nefesi alıp verip sakinleşmem lazım. Vücudum durduğunda zihnimin de durduğunu ve kendimle daha rahat yüzleştiğimi bilmem lazım.
Aslında arayıp durduğumuz çoğu şeyin içimizde kuzu kuzu yattığını, ama ararken çarptığımız duvarlar yüzünden kırgınlığımızın, korkularımızın esiri olduğumuzu sürekli olarak hatırlayıp bunu değiştirmeye çalışmamız lazım.
Bazen değişik şeyler yaşıyoruz hepimiz ve aslında başkasında göörünce "nasıl yaşanır bununla yahu?" dediğimiz çoğu şey başımıza geldiğinde tepki vermiyoruz.
O tepkisizlik gerçek bir umursamazlık mı? Yoksa içimizde bir olumsuz düşüncenin daha puan kazanmasının ağır yenilgisi mi?
Bazen bu yenilgi insanı yerlerde sürünecek duruma getirebilir. Bunun farkındaysan bilfiil yerlerde sürünürsün, değilsen başka şeyler yaparsın. Aşırı olan şeyler genelde...
İnsan olarak içinde büyüdüğümüz değerler ve insani ihtiyaçlarımız arasında sıkışarak ve çoğunlukla da kendimizi tanımaya pek fırsat bulamadan büyüdük. Kendimize ait sakin alanlar bulduk, içine yerleştik ama bunu işgal edecek ya da üzerimizdeki iyi etkisini sürdürmesine engel olacak dış etkilere kayıtsız kalamadık. En fenası da kendi alanını bulamamış, bundan bihaber yaşayıp giden huzursuz insanların yaşadığı o "çılgın topaç"lık halinden nasiplenmemiz ki bu bizim köklü inançlarımızı zedeleyen, bizi biz olmaktan koparan bir durum. Onların bir Tazmanya Canavarı gibi kendi eksenlerinde döne döne gittikleri yolda bizim de bazı duygu ve düşüncelerimizi darmadağın etmeleri haksızlık. Ancak bizim buna izin vermemiz, zihnimizin düşündüğü şeyleri gönlümüzle tartmadan kabul etmemiz kendimize yaptığımız daha büyük bir haksızlık.
Bir an durmak lazım. Sakinleşmek ve kendimizle biraz kalmak lazım. Ne istediğimizi bilmek doğru şeyi istediğimiz anlamına gelmeyebilir.
O nefesi alıp verip sakinleşmem lazım. Vücudum durduğunda zihnimin de durduğunu ve kendimle daha rahat yüzleştiğimi bilmem lazım.
Aslında arayıp durduğumuz çoğu şeyin içimizde kuzu kuzu yattığını, ama ararken çarptığımız duvarlar yüzünden kırgınlığımızın, korkularımızın esiri olduğumuzu sürekli olarak hatırlayıp bunu değiştirmeye çalışmamız lazım.
Bazen değişik şeyler yaşıyoruz hepimiz ve aslında başkasında göörünce "nasıl yaşanır bununla yahu?" dediğimiz çoğu şey başımıza geldiğinde tepki vermiyoruz.
O tepkisizlik gerçek bir umursamazlık mı? Yoksa içimizde bir olumsuz düşüncenin daha puan kazanmasının ağır yenilgisi mi?
Bazen bu yenilgi insanı yerlerde sürünecek duruma getirebilir. Bunun farkındaysan bilfiil yerlerde sürünürsün, değilsen başka şeyler yaparsın. Aşırı olan şeyler genelde...
İnsan olarak içinde büyüdüğümüz değerler ve insani ihtiyaçlarımız arasında sıkışarak ve çoğunlukla da kendimizi tanımaya pek fırsat bulamadan büyüdük. Kendimize ait sakin alanlar bulduk, içine yerleştik ama bunu işgal edecek ya da üzerimizdeki iyi etkisini sürdürmesine engel olacak dış etkilere kayıtsız kalamadık. En fenası da kendi alanını bulamamış, bundan bihaber yaşayıp giden huzursuz insanların yaşadığı o "çılgın topaç"lık halinden nasiplenmemiz ki bu bizim köklü inançlarımızı zedeleyen, bizi biz olmaktan koparan bir durum. Onların bir Tazmanya Canavarı gibi kendi eksenlerinde döne döne gittikleri yolda bizim de bazı duygu ve düşüncelerimizi darmadağın etmeleri haksızlık. Ancak bizim buna izin vermemiz, zihnimizin düşündüğü şeyleri gönlümüzle tartmadan kabul etmemiz kendimize yaptığımız daha büyük bir haksızlık.
Bir an durmak lazım. Sakinleşmek ve kendimizle biraz kalmak lazım. Ne istediğimizi bilmek doğru şeyi istediğimiz anlamına gelmeyebilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)