Bir takım hesaplamalar ve hesaplaşmalar olmadan kendinize bodoslama dalmanın artıları ve eksileri var.
Daha kendimin kırdığı kilitlerin kendi kendimin hanesine tecavüz etmek olmadığını anlamaya çalışıyorum.
Travmalarımızı ört bas etmek, yeterince kendileriyle hesaplaşmamak, başarısızlıkları yeni başarılarla ört bas edebilme hırsıyla saldırmak genlerimize işlemiş gibi. Ve ardı arkası gelmeyen bir kıskançlık biz fark etmeden içimizde bir bebek gibi büyüyor.
Ve ne yazık ki olumsuz duygularımızı bedenimizden zehirli şeyleri attığımız gibi atamıyoruz ruhumuzdan. Ne kusabiliyoruz, ne midemizi yıkadıkları gibi yıkayabiliyoruz, Ne de düşük oluyor (ki son yıllarda bencilliğin çağı kürtajı yıldızlaştırmışken, ruhumuza yapamadığımız kürtajları görmezden gelmek olmaz). Fakat her zehrin bir uzun vadeli etkisi olduğu gibi bu olumsuz duygulrın uzun vadeli etkileri var.
İstediklerimizin hepsinin bizim olması mümkün değil, tamam. Ama sahip olmayı gerçekten isteyip olamadığımız bir şey olabilir mi gerçekten? Sahip olmaktan gerçekten mutlu olacağımız şey nedir, olmaktan mutlu olacağımız yer neresidir? Bu soruların cevapları her gün değişebilir ama içimizin yanıtını, ruhumuzun ihtiyacını dinlememiz gerekir.
Birilerini mutsuz edeceğimden korkarak kendi inançlarımı susturmuşum ben biliyor musunuz? Ve bunu bugün kendi içimdeki kapılarımı araladıkça görmek nasıl bir şok tahmin edebiliyor musunuz?
Bütün bunlarla cebelleşirken hala birileri(özellikle ailem) incinmesin diye çabalamak nasıl yorucu hissedebiliyor musunuz?
Bazı insanlar kendilerinden öne koyarlar sevdiklerini ve onların mutluluklarından mutlu olurlar. Bazıları onları mutlu edebilmek için kendi mutluluklarından vazgeçerler.
Ben ilki olduğumu sanırken, ikincisi olduğumu görüyorum.
İçimde yaşadığım travmanın boyutlarını tahmin edin bakalım.
Şimdi hırçınlıklarım, ağlama ataklarım, huysuzluklarım için beni biraz olsun bağışlayabileceğinizi umuyorum.
Aralayacak çok kapı, yenilecek çok travma, keşfedilecek çok fotoğraf, çok şarkı, çok sevinç var...
İyi olacağını biliyorum, ama ne zaman bilemiyorum.
Ben, kendimle bir daha ve daha derinden barışmaya çalışıyorum. Kendime başarılar.