12 Nisan 2010 Pazartesi

Takip Ettiğim Ses

Bugün son derece üzgün, korkulu ve endişeli olmamın sebebi olan bu ses, zamanında kötü şeylerin sonunda iyi şeyler fısıldayan sesin kimlik değiştirmiş hali. Yani yine benim.

Ama bu sefer korkularımın peşinde sürükleniyor ve "Her ŞEYİ yaratanın ben olduğumu" unutuyor, başka insanlara bağımlılık duyuyor ve onların hayatımda olmamasının beni değiştireceğini düşünüyorum.

Oysa,

İyi yazıyor,
İyi konuşuyor,
İyi şarkı SÖylüyorum.
Akıllıyım ve çözümlerle hayatımı güzelleştiriyorum.
İçinde yaşadığım bu güzel odayı ben böyle yaptım.
Aşk acılarından sağ çıktım.
Güzel müzikler, güzel kitaplar, güzel resimler keşfettim.
Çağırdığım her şeyi elde ettim.

Bu halimle birine bağımlı olmam anlamsız değil mi?

Çok anlamsız.

Ama korkularımın beni ele geçirdiği noktayı yakalayabilmek için çok koşmam gerek.
Biraz yorgun, biraz da -yine- korkağım.

Ben bir bütün olamazsam, beni kimse tamamlayamayacak.

İşin sırrı benim bir bütün olmam ve birileriyle bir şeyler paylaşmam.

En tuhafı da bunu apaçık bir şekilde görebilmem ama dokunmamam.

Sanırım bugüne dek bu korkutan, cesaretimi kıran sesi izlemeye çok alışmış olmam.
Bugün bu kadar kolay teslim olmamın tek sebebi de bu alışkanlık.

Şimdi yine içsel terapi zamanı.

Birileriyle ilgili hayal kurmak değil, kendi hayallerimi gerçekleştirmek zamanı.

Değil mi?