11 Nisan 2009 Cumartesi

Editörün makası bende!

Ailemin sorunsuz ve mükemmel olmadığını anlayalı kısa bir zaman oldu.

Açıkçası dün, düşündüğümden daha ciddi bir ayrılık olduğunu farkettim onlarla aramda.

Aslında onlarla aramda bu ayrılığı ben yaratıyorum; çünkü, bana öğretilenlerin hepsini sorguluyor ve buduyorum.

Kendime yeni bir inanç, yeni bir felsefe, yeni bir yaşam tarzı oturtmaya çalışırken, elbette çocukluğumda gördüklerimi teker teker gözden geçirip elemem gerektiğini görüyorum.

Babam, sol düşünceyi destekler; annem de öyle. Genel olarak sol düşünceyi destekleyen çekirdek ailemizin genişledikçe din ve milliyetçilik akımına kapılmış bir dünya mensubu olduğunu görüyorum.

Baba tarafında babaannemin babasıyla birlikte son bulan yedi göbek imamlık mesleği, anne tarafımda annemin babasında son bulmuş. Hacılık, imamlık falan olunca, ailedeki dini inançların koyuluğu da tahmin edilebilir düzeyde tabii. Yanlış hatırlamıyorsam Nakşibendi mensupları bile var yaşlı büyükler arasında. Neyse ki, okuyan kuşak -yani ebeveynlerim- biraz daha sorgulamaya yatkınlar. Ben ise toptan "Deist" yaklaşımı benimsemeye karar verdim uzun düşüncelerden sonra.

Din, insanın vicdani seçimi olması gerekirken, bizde nüfus kağıdına damga gibi yazılan bir kavram. Üstelik yüzyıllardır, dinler arası ve mezhepler arası bir sürü kavga olmuş. Okudukça şaşırıyorum, üzülüyorum. İnsanlar dinin politika ve siyaset alanındaki kudretini daha Peygamber ortaya çıkar çıkmaz kullanmaya başlamışlar. Kaldı ki, İzmir'de Sabetay Sevi olayı var yahu, adam sahte mahte malı götürmüş.

Arap yarımadası bu uğurda kanla yıkanmış; Bedir-Uhud-Hendek savaşları, Kerbela Olayı, ve daha nice işkenceler, savaşlar, çatışmalar. Şu an bile sular durulmuş değil; İsrail-Filistin meselesi hala kanayan koskocaman bir yara!

İnsanlar, uhrevi yolun nereden geçtiğini anlayamadıkları gibi, anlayanı da caydırmak için ellerinden geleni yapıyorlar gibi bir his uyanıyor bende. Bu sebeple de bana öğretilen her şeyle ama hepsiyle teker teker hesaplaşıyorum ben. Çok zor ve gücümü sömüren bir süreç anlayacağınız.

Ama bunu yapmak zorundayım. Çünkü ben önyargımı kıramazsam, siz, arkadaşınız, kardeşiniz, o, bu, şu kıramazsa önyargılar ve başkasının soktuğu akıllarla engellenecek milyonlarca mutluluk var. İnsanların omuz omuza aynı duayı etmeleri için çok uzun zaman geçecek ve maalesef çok kan akacak. Ama ben bu kanın akmasını engelleyecek ilk küçük adımları atmak için çabalıyorum.

Deizm, Tanrı'yı aracısız kabul eden, yani dinleri, din adamlarını dışlayan bir inanç tarzı. Ben ve Tanrı arasında bir aracı olamaz, olmamalı. Bilgi ve tecrübe ile O'na ulaşmak istiyorum ben. Cennet, Tanrı. Çünkü ruh, Tanrı'nın küçük ve kısıtlanmış bir parçası bana göre. Bu nedenle gerçekten olgunlaştığında O'na katılacak yeniden. Ama o zamana kadar yeniden sınanmak için dünyaya geri gelecek. Bu bağlamda Reenkarnasyon var bence. ÖSS tek konudan yapılmadığına göre, ruhun da tek hayatta sınanması saçma bence.

İsteyen istediğine inanır. Ama, bizim ülkemizde kendi inandığına başkasını da inandırmaya çalışan bir dolu insan var. Biz azınlığız. Azınlıkları ezmek için tüm silahları kullanıyorlar. Ben de önyargılarıı kırarak onların bana verdiği baltayı gömüyorum.

Hayatıma giren insanlar da garip şekilde benim için yeni ve tanınmayan topraklara yeni kapılar açıyorlar. Ben insanların olayları değil, olayların insanları bulduğunu düşünüyorum. O sebeple, öüme açılan kapıdan büyük merakla içeri giriyorum. Öğrenmeyi,bilmeyi ve tecrübe kazanmayı seviyorum. Sınavın beni taşıdığı noktaları düşünüp muhasebe yaptığımda, üzüntüm bile, yanlışlarım bile benim hanemde "+" olarak işaretleniyor. Çünkü, tecrübe devamlı doğru yapan bir insanın değil, bilakis, hataları da gören insanın yanındadır her zaman.

Şimdilerde yaşadığım karmaşada etrafıma bakıyorum ve ailemle de dahil olmak üzere, çevremdeki her insan ve her kavramla aramda asma köprüler olduğunu görüyorum. Güvenden ve sevgiden bağları var; ama sağlamlığını benim kıstaslarım belirliyor bu köprülerin. Bu nedenle önyargılarımı tek tek kırmaya çalışıyorum. Doğru bir yapı, doğru insanlarla olacaksa, ne istediğimi bilmek zorundayım.

Sizce de öyle değil mi?

Hiç yorum yok: